Blog

Öğrenme Güçlüğü olan Çocukların Eğitiminde Teknoloji Kullanımı

DEHB

Ülkemizde özel eğitim alanındaki çalışmalarda önemli bir mesafe katedildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Milli Eğitim Bakanlığının  özel eğitim alanındaki çalışmaları,  üniversitelerdeki özel eğitim bölümlerinin çoğalması,  özel eğitim alanında faaliyet yürüten  rehabilitasyon merkezleri ile   sivil toplum örgütlerinin sayısındaki artış  ve bu alana devletin doğrudan ve dolaylı olarak sağladığı ekonomik destek bu durumun başlıca göstergeleridir. Her ne kadar aksamalar olsa da tüm özel gereksinimli  bireyler bu hizmetlerden yararlanmaktadır. Özel gereksinimli çocuklar içinde bu hizmetlerden en az yararlanan hatta mağduriyet yaşayan grup ise özel öğrenme güçlüğü ve DEHB’ li yani dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu yaşayan çocuklardır. 

Son yıllarda adı çok duyulan disleksi kavramıyla özdeşleştirilen çocukların eğitim-öğretim konusundaki zorlukları artarak devam etmektedir. Özel öğrenme güçlüğü tanısı almış çocukların birçoğu aynı zamanda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu da gösterebilmektedir. Uzmanların incelemesi sonucunda baskın zorluğun hangisi olduğu tespit edilebilmektedir. Sorun ise tanı konulduktan sonra bu çocuklara nasıl destek olunacağı konusundaki belirsizliklerdir.

Bu çocuklara yönelik özel eğitim programları  uygulayan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, çok özel yöntemler uyguladıkları iddia edilen çeşitli özel kurslar, hatta kişiler  vardır. Ancak gerek “özel öğrenme güçlüğü”, gerekse “DEHB” yaşayan çocuklar eğitim ve öğretim yaşamlarının çok az bir zamanını buralarda geçirmektedirler. Dolayısıyla rehabilitasyon merkezlerinde ve kurslarda verilen eğitimin çocuğa katkısı son derece sınırlıdır. 

Özel öğrenme güçlüğü ve DEHB yaşayan çocukların en fazla eğitim-öğretim faaliyeti içinde bulundukları ortam okuldur ve okul bu çocuklara en çok desteğin sağlanması gereken yerdir. Öğretmenler bu çocukların okul başarısının ve yaşam becerilerinin kazanılmasında ki en büyük destekçileridir. Ancak gerçek bundan farklıdır. Okul ortamı gerekli desteği sağlamakta yetersiz kalmaktadır çünkü öğretmenlerin birçoğu özel öğrenme güçlüğü ve “DEHB” li çocuğa nasıl yaklaşması gerektiği konusunda yeterli bilgiye sahip değildir. Bu öğrenciler  birçok öğretmen tarafından tembel, şımarık, zihinsel kapasitesi düşük, sorunlu, sorunlu aileden gelen ya da sempatik, sessiz, arkada oturan, sorun çıkarmayan  çocuklar olarak tanımlanmaktadır. Bu çocuklar aynı zamanda öğretmenleri tarafından en çok ihmal edilen, alay edilen, küçümsenen; arkadaşları tarafından akran zorbalığına uğrayan,  grup  içinde ise  dışlanan çocuklardır.  Okullarda bu durumdaki çocuklar,  bir sağlık kuruluşuna ve rehberlik araştırma merkezine yönlendirilerek kaynaştırma öğrencisi statüsüne  geçirilmekte ve zaman zaman “destek eğitimi” almak için sınıftan çıkarak okulun görevlendirdiği bir öğretmenden ders almaktadır. Ancak bu çocuklara ders veren öğretmenlerin de  özel eğitim konusundaki bilgileri sınırlıdır. Bu çocuklara nasıl davranacaklarını bilmemektedirler. Bu çaba da çoğu zaman istenen sonucu vermemektedir. 

Yukarıda saydığım uygulamalarda çocuğun yararına yapılan ve eskiden olmayan çalışmalar yenilikler, olduğu iddia edilebilir. Ancak göz ardı edilen konu çocukların duygularıdır. Bu çocukların zihinsel kapasiteleri normal çocuklarla aynıdır. Aynı zekâya ve aynı duygulara sahiptirler. Onları eğitim ve öğretim adı altında her ayrıştırdığımızda duygusal olarak örselendiğini bilmek gerekir. Çünkü sen arkadaşlarından farklısın, onlar gibi öğrenemiyorsun mesajı verilmektedir. Özel öğrenme güçlüğü konusunda yeterli eğitimi almamış öğretmenler farkında olmadan bu çocuklardaki olumsuz kendilik algısını pekiştirmektedirler. Mevcut eğitim sisteminde bu çocukların zihinsel performanslarında düşüşler olduğu gözlenmektedir.  Ülkemizde bu durumda olan öğrencilerin ne kadarını kaybettiğimiz ile ilgili bir veri henüz oluşturulmamıştır. Daha da önemlisi bu çocuklar içinde de tıpkı normal çocuklarda olduğu gibi %2 oranındaki  üstün yetenekli çocuklar da kaybedilmektedir. 

Peki nasıl bir destekleyici eğitim olmalı?

Bu çocukların kazanılması için yeni çalışmalara ve yeni bir söyleme ihtiyaç vardır:  Öncelikle özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklara nasıl bir yaklaşım gösterilmesi gerektiği konusunda  tüm öğretmenlere eğitim verilmesi gerekmektedir. Çünkü bu çocukların başarısı onlara nasıl davranıldığına bağlıdır. İkinci olarak bu öğrencilerin gelişimini destekleyecek teknolojilere ihtiyaç vardır. Nasıl normal gelişim gösteren çocuklar eğitim alanında teknolojiden faydalanabiliyorsa bu olanak özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklara da tanınmalıdır.  Bu hususta dikkat edilmesi gereken en temel konu öncelikle özel öğrenme güçlüğü ve DEHB yaşayan çocuklara yönelik özel programlar hazırlanması ve ikinci olarak hazırlanmış olan bu eğitimlerin çocuklar tarafında her zaman ulaşılabilir olmasıdır. Üçüncü olarak çocuk, kendindeki gelişmeleri hem kendi değerlendirebilmeli hem de çocuktaki gelişmeler bir uzman tarafından değerlendirilmelidir. Teknoloji kullanımında dikkat edilecek en önemli husus geliştirilen programların özel öğrenme güçlüğü yaşayan, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan  çocuğun öz değerini, öz yeterliliğini, öz güvenini ve öz disiplinini artırmalı ve aynı zamanda sosyal ilişkilerini ve yaşam becerilerinin gelişimini destekleyici olmasıdır. Çocuklar bu programlara 7/24 ulaşabilmeli  ve bunlardan yararlanabilmelidir.  Çocuğun ailesine,  çocuğun ihtiyaçları doğrultusunda doğru danışmanlık yapılmalıdır. Aksi takdirde  özel öğrenme güçlüğü ve dikkat eksikliği sorunu yaşayan çocukların başarısı tamamen tesadüflere kalacaktır. Daha da önemlisi bu çocukların başarısızlığı normal bir durum gibi algılanacak ve bugüne kadar olduğu gibi kimse onların kaybedilmiş olduğunun farkında bile olmayacaktır.  

Psikolog Ali ORHAN

www.psikologaliorhan.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir